Anadolu'nun Sesi Güncel ve Son Dakika Haberleri

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

ATÜRK’ÜN DİN VE MİLLET ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ:

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Mehmet Nuri YILDIRIM
Mehmet Nuri YILDIRIM( mehmetny@gmail.com )
12 views
20 Nisan 2021 - 20:15
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Değerli okurlar, merhabalar;
İçinde bulunduğumuz KUTSAL RAMAZAN AYI dolayısı ile Güzel Ülkemizin Kurucusu Büyük Önderimiz ve doğrudan olmasa da çeşitli bahanelerle saldırılan, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN, kendi el yazısı ile kaleme aldığı, DİN VE MİLLET ÜZERİNE GÖRÜŞLERİNİ içeren yazısını günümüze ışık tutması açısından bilgilerinize arz eder, sağlıklı, huzurlu olarak, Kutsal Ramazan ayı geçirmenizi diler, Kutsal Ramazan ayının hayırlara vesile temenni eder, yaklaşmakta olan, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’MİZİN AÇILIŞININ 101. YILININ KUTLANMASINI, ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI İLE KUTSAL RAMAZAN BAYRAMINIZI tebrik eder, saygılarımı sunarım.
Mehmet Nuri YILDIRIM

ATÜRK’ÜN DİN VE MİLLET ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ:

“Din birliğinin de bir millet oluşumunda etkili olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

“Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir etkide bulunmadı. Aksine, Türk milletinin milli bağlarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.

Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde kapsayıcı bir Arap milliyeti siyasetine indirgeniyordu. Bu Arap fikri, Ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular.

Bununla beraber, Allaha kendi milli dilinde değil, Allah’ın Arap kavmine, gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve yakarıda bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu durum karşısında Türk milleti bir çok yüzyıllar, ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta, bir kelimesinin anlamını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler.

Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince, karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da, Allah kelimesinin yüceltilmesi parolası altında, Hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler, fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.

“Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir pasaklı yırtık giysiyi, hilâfet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, gâh garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini Allah için, peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah’a boyun eğdirecek derin bir aymazlık ve yorgunluk beşiğinde uyuttular.

Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din duygu; dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti.

Türk kalbi, yüzlerce asırlık kudret ve açıklıkla, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli duygusu, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, gerçek büyük Türk atalarının kutsal miraslarının, son Türk ellerinin savunma ve korunmasını düşünüyordu. İşte, dinin, din duygusunun Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.

“Türk milleti, milli hissi; dini hisle değil fakat insani hisle yan yana düşünmekten zevk alır, vicdanında, milli hissin yanında, insani hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle öğünür. Çünkü, Türk milleti bilir ki, bugün medeniyetin büyük yolunda bağımsız ve fakat, kendilerine koşut yürüdüğü umum medeni milletlerle, karşılıklı keşiflerle insani ve medeni ilişkiler, elbette gelişmemize devam için lâzımdır. Ve yine bilinir ki, Türk milleti, her medeni millet gibi, mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle, buluşlarıyla medeniyet alemine hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hatıralarını hürmetle muhafaza eder.
Türk milleti, insanlık aleminin, samimi bir ailesidir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

Kaynak:

Atatürk, din ve millet duygusu konusunda yukarıda okuduğunuz görüşlerini 1930 yılında eliyle yazmıştır. Metin o dönem ortaokullarda okutulan “Vatandaş İçin Medenî Bilgiler” kitabında aynen yer almış olup, 1930’larda öğrenim gören kuşaklar, yurttaşlık bilgisi dersinde bu yazılanları öğrenmiştir.

Bu yazının orijinali, Anıt Kabir’de saklanmakta, bir nüshası Türk Tarih Kurumunda, bir nüshası da, Kaynak Yayınları arşivinde mevcuttur.

El yazılarının foto kopyaları, Prof. Dr. Afet İnan’ın “Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları” adlı kitabında yayımlanmıştır. Sayfa: 364-370
Atatürk’ün Bütün Eserleri Türk Tarih Kurumu tarafından 1988 yılında Yayınlanmış olup, Kaynak Yayınları, tarafından da 2011 yılında İstanbul da 2. Basım olarak yayınlanmıştır. Cilt 23 – s.84 vd.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Web sitesinde ki yazıların izinsiz kopyalanması kesinlikle yasaktır. Tüm Hakları Saklıdır.